18 Nisan 2021 Pazar

Doğum Sonrası Estetik İşlemler


Gebelik süreci kadınların hayatında duygusal ve fiziksel oalrak çok önemli bir dönemdir. Yeni bir bedene can verebilmek adına değişen hormonların etkisi ile kadınların vücudunda pek çok geçici ve kalıcı değişiklikler gerçekleşir. 

Pek çok anne adayı gelişen yavrusunu daha iyi besleyeceğini düşünerek artan iştahları ile bilinçsiz beslenerek aşırı ve gereksiz kilo alırlar. Doğum sonrası ile annenin sütü gelsin diye geleneksel olarak önerilen besinlerin neredeyse tamamı kaloriden yüksek gıdaları içerir. Tüm bunların sonucu olarak gebelikte alınan fazla kilolar sonrasında annelerde kalıcı hale gelir. 

Gebelik sürecinde estrojen, prolaktin gibi pek çok hormonda artış gözlenir. Tüm bu hormonlar gebeliğin sürdürülebilmesi için gerekli olup, gelişen bebeğin anne karnında ana rahmine tutunabilmesini sağlarken gebelik sonrası dönemde annenin memesinden yavrusunu besleyecek sütün gelmesi için memeleri hazırlar. Sonuçta bu dönemde hacmi artan ve yapısal değişikliklere uğrayan meme dokusu gebelik sonrası normale dönen hormonların desteğini kaybettiğinde hızla hacim kaybedip sarkabileceği gibi kimi zamanda sütü üreten süt bezleri küçülürken yerlerini yoğun yağ dokusuna bırakarak hacmini kaybetmeyen ancak çok büyümüş ve sarkmış memelere bırakabilir. Her iki durum da estetik olarak gebelikten önceki görünümünden çok uzak meme şekli ile sonlanır. Ayrıca gebelikte değişen hormonlar meme başlarının renginde de değişikliğe yol açabilir. 

Anne karnında büyüyen bebek karın ön duvarındaki esnek olan kas tabakasını ve esnekliği çok sınırlı olan fasya tabakasını gevşetir. Doğum sonrası dönemde kas gücü yüksek olan kadınlarda gerginliği artan kas tabakası göbek bölgesindeki aşırı sarkıklığı engellese de ilerleyen yaşlarda kas gücü azaldıkça özellikle karın alt kesiminde sarkma gelişir. Ayrıca ne kadar dikkat edilirse edilsin yapısal olarak bir grup kadında gebelik sırasında gerilen ciltte çatlakların oluşması engellenemeyebilir. Küçük bir grupta ise hızla genişleyen karın bölgesinde orta hatta kaslar birbirlerinden ayrılarak geniş bir fıtıklaşmaya neden olabilir. 

Gebelikten sonra göbek bağı ile oluşan anne ile bebeği arasında fiziksel bağ kesilse de anne süt verdiği sürece fiziksel bağ süt bağı devam eder. Anne süt verdiği sürede alacağı hemen her ilaç bebeğine de geçer. Ayrıca süt üretimini destekleyen hormonlar da yüksek kalır. Bu sebeple süt veren annelerin memeleri yapısal ve fizyolojik olarak farklıdır. Emzirme döneminde annenin yaşayacağı fiziksel ve ruhsal stres laktasyonu olumsuz etkileyebileceği için de mümkün mertebe emzirme döneminde cerrahi girişimlerden kaçınılması gerekir. 

Emzirme süreci tamamlandıktan sonra estetik kaygılar ile başvuran anneler ile planlama yapılırken ilk konuşulması gereken konu başka gebelik düşünüp düşünmediği olmalıdır. Her ne kadar gebelik sürecinde annelerin vücudundaki estetik kayıplar günümüz ameliyat teknikleri ile düzeltilebilse de ikinci bir gebelik ile elde edilecek tüm estetik kazanç yeniden kaybedilecektir. Bu sebeple kesin kural olmamakla beraber bu tür girişimlerin başka gebelik planlamayan kadınlarda yapılması hasta için daha faydalı olacaktır. Bu sayede mükerrer ameliyatlardan hastalar kurtarılabilir. 

Gebelikte oluşan çatlaklar için en kesin ve kalıcı çözüm çatlakların da en fazla olduğu göbek altındaki alt karın derisinin karın germe ameliyatı ile çıkartılmasıdır. Ayrıca bu ameliyatta gerginleştirilen karın ön duvarı derisinde kalan çatlaklarda gergin bir ciltte daha az göze batar hale gelir ve kalan çatlaklar bikini bölgesine taşınır. Çatlakların daha az olduğu beyaz tenli kadınlarda lazer tedavileri de mevcut durumun düzeltilmesi için bir seçenek olarak hastalara sunulabilir. 

Annelerin en sık sorduğu bir başka soru ise meme estetik ameliyatlarının daha sonraki gebeliklerde süt vermelerine engel olup olmayacağıdır. Bu soruya tam cevap verebilmek için meme estetiği için planlanan ameliyatın ne şekilde yapılacağı çok önem kazanmaktadır. Gebelik sonrası küçülen ve sarkan memelere meme alt çizgisinden yapılan bir kesi ile silikon meme protezi konulacak ise hastanın sonraki dönemde emzirmesi için hiçbir değişiklik olmayacaktır. Diğer taraftan meme küçültme veya dikleştirme ameliyatı yapılan bir hastada ne kadar meme dokusu çıkartılacağı veya kalan meme dokusundaki süt kanallarının meme başı ile bağlantılarının ne kadar korunacağı sonraki gebeliklerde annenin süt verip veremeyeceği konusunda belirleyici olacaktır. 

Gebelik sonrası olan değişiklerin giderilmesi için yapılan estetik ameliyatlar çoğu zaman yüksek hasta memnuniyeti ile sonuçlanmaktadır. Ancak burada başarı sadece güzel bir ameliyat sonucu almakla elde edilmez. Ameliyattan önce anneler ile karşılıklı görüşmeden onların dinlenerek ne istediklerinin, nasıl istediklerinin anlaşılarak planlamanın bu yönde yapılması gerekir. Her ameliyatın kaçınılamaz riskleri, iyileşme süreci ve elde edilecek maksimum estetik kazanımların ne olacağı anneler ile tartışılması ve sürece beraber karar verilmesi gerekmektedir. 

 


17 Ekim 2018 Çarşamba

Yüzümüz İçin Estetik Yaptırıyoruz Ama Ya Ellerimiz?


Yaşlanmak engellenemez bir süreç olsa da günümüzde estetik cerrahinin sunduğu imkanlar ile yaşlanmanın yarattığı estetik kayıplar büyük ölçüde düzeltilebilmektedir. Ancak yaşlanma sadece yüzümüzde olan bir süreç değil tüm vücudu etkileyen top yekûn bir değişimdir. Diğer taraftan farkında olmasak da vücudumuzda ellerin görsel bir anlamı vardır. Konuşmamız kadar önemli olan vücut dilimizde mimiklerimizi el hareketlerimiz tamamlar. Karşılaştığımız zaman tokalaşma tarzımız karşımızdakine verilen en direkt mesajdır. Sevdiğimize elimizle dokunur sıcaklığımızı aktarırız. Sonuçta yüzümüze yaptıracağımız işlemler ile yaşlılığın etkilerini azaltırken ellerimizi ihmal edersek arzu ettiğimiz genç görünüme kavuşmamız mümkün olmaz. 

Kişiden kişiye süreç farklı olsa da yaşlanma ile birlikte ellerdeki yumuşak dokuda incelme, bunun sonucunda damarlarda ve kemiklerde belirginleşme ile ciltte lekelenme ve kuruma olur. El estetiği planlanan kişilerde bu değişikliklerin hangilerinin ne kadar geliştiği değerlendirilerek kişinin ihtiyacına yönelik bir tedavi şeması belirlemek gerekir. Kök hücreler ile zenginleştirilmiş yağ dokusu enjeksiyonları ve lazer biyostimülasyonu ile ciltteki hacim kayıpları yerine konulurken cildin kalitesini artırmak için PRP, mezoterapi, cilt altına saf hyaluronik asit enjeksiyonları, kök hücre veya fibroblast enjeksiyonları yapılabilir. El üzerinde zamanla oluşan kahverengi lekelerin giderilmesi için lazer, kimyasal soyma (peeling) veya mikrodermabrazyon (mekanik soyma) uygulanabilir. Ayrıca bu cerrahi işlemler renk açıcı mezoterapi uygulamaları ile kombine edilebilir. Ellere hacim kazandırmak ve cildin kalitesini arttırmak için uygulanan işlemler hemen her mevsim yapılabilse de renk açıcı işlemler sonrasında ellerin (güneş kremi kullanılarak) güneşten korunması gerekeceği için bu işlem için kış ayları tercih edilir. 

Hangi tedavinin uygulanacağına hastanın ihtiyacı değerlendirilerek karar verildiği gibi kaç seans işleme ihtiyaç olacağı da gene hastadan hastaya farklılık gösterir. Genellikle kök hücre ile zenginleştirilmiş yağ dokusu enjeksiyonu için tek seans yeterli olsa da cildi tazelemek veya rengi açmak için yapılan işlemler için iki üç hafta aralıklar ile birkaç seans işleme ihtiyaç duyulabilir. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

9 Ekim 2018 Salı

Kulak Protezi (Epitez) Nedir?


Rekonstrüksiyon (yeniden yapma veya onarma) ameliyatları bizim uzmanlık alanımızın belki de en zevkli ameliyatlarıdır. Vücuttaki bir eksikliği gidermek ileri düzeyde cerrahi beceri ve tecrübe gerektirdiği gibi kimi zaman hasta için de uzun bir tedavi sürecini içerir. 

Bu ameliyatlarda mümkün olabildiğince hastanın kendi dokularını kullanılması öncelikli olarak tercih edilmesi gerekse de daha önceden yapılan ameliyatların başarısız olması ya da hastaların daha kısa ve ağrısız bir iyileşme süreci ile talep etmesi gibi durumlarda farklı çözümler üretmek gerekebilmektedir. 

Kulak eksikliği olan hastalar bu duruma iyi bir örnektir. Genel teamüllerde kulak kepçesi olmayan hastalarda kaburga kıkırdağı kullanılarak çok aşamalı ameliyatlar ile kulak kepçesi oluşturulmaya çalışılmalıdır. Ancak gelişen teknoloji ile artık bu hasta grubunda alternatif tedavi seçenekleri sunulabilmektedir. Hastalarda sağlam olan taraftan kalıp çıkartılarak veya bilgisayarlı görüntüleme yöntemleri ile kullanılarak yapılacak kulağın modeli yapıldıktan sonra hastanın kulağının olması gereken yerde kafatası kemiğine implantlar uygulanır. Bu implantlar diş hekimlerinin diş protezlerini tespit etmek için kullandıkları diş implantları ile benzerdir. İmplantların uygulandıkları yere adapte olmasını takiben çıkartılan modele güre üretilen kulak epitezi (protez) implantlar ile bağlantı kurularak (mıknatıs sistemi veya klips sistemi ile) işlem tamamlanır. Protezin ne kadar başarılı olduğu protezi yapan hekimin ustalığı ile birebir bağlantılı olsa da akılda tutulması gereken bir gerçek uygulanan protezlerin zaman içinde dış etmenlere bağlı (güneş ışığı, toz gibi) zamanla eskiyip yıpranacağıdır. Bu sebeple yapılan kulak epitezlerinin birkaç yılda bir yenilenmesi gerekebilir. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
youtube.com/ibrahimcanter

5 Ekim 2018 Cuma

Teknoloji ve Plastik Cerrahi


"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" diyor M.Ö 535-475 yılları arasında Efes'de yaşamış olan filozof Herakleitos. Günümüzde macera roman yazarı Dan Brown BAŞLANGIÇ isimli romanında teknoloji ile insanlığın gelişimi arasındaki ilişkiyi irdeliyor. 

Peki Plastik Cerrahi için gelişen teknoloji ne anlama geliyor? Yaptığımız hemen her ameliyatın başka branşlar tarafından alınmaya çalışıldığı bir ortamda yaşamak için gelişmeye, değişip evrilmeye diğer tüm tıp branşlarından daha çok ihtiyaç duyar Plastik Cerrahi. Çok değil birkaç on yıl önce başkalarının imkânsız dediği ameliyatları yaparak doğan Plastik Cerrahi branşı, bugün de teknoloji ve tıp bilimindeki tüm gelişmeleri hızla özümseyip hastaların ihtiyaçları yönünde kullanarak yaşamını sürdürmektedir. 

Yetmişlerde bulunup seksenlerde popülerize olan liposuction artık yerini ultrasonografik veya lazer yardımlı liposuction’a bırakmıştır. İki boyutlu fotoğraflama yöntemleri yerlerini üç boyutlu fotoğraflara bırakırken ameliyat sonrası görünüm için gelişmiş simülasyon programlarının popülaritesi giderek artmaktadır. Üç boyutlu yazıcılardan kişiye özel üretilen titanyum implantlar günümüzde giderek kemik onarımları için kişinin başka yerlerinden kemik alınmasını lüzumsuz kılmaktadır. Uzun zamandır diş protezi yapmak için çene kemiğine konulan implant uygulamaları artık kulak, burun gibi organların eksikliğinde hazırlanan epitezlerin (protez kulak veya burunun) yerine tespitinde kullanılmakta. Kök hücre uygulamaları iyileşmeye yaraların kapatılmasından, suni deri yapımına, meme onarımından yaşlanan yüzün gençleştirilmesine kadar pek çok alanda Plastik Cerrahlar tarafından kullanılmaktadır. 

Doğru ellerde kullanılan teknoloji ile umarım hastalarımıza yararlı daha nice çözümler üretebiliriz. Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı