kimyasal peeling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kimyasal peeling etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2016 Perşembe

Yaz Bitti, Bazı Ameliyatların Zamanı Geldi


Yazın başında sizlerle ‘‘Yazın hangi ameliyatlar yapılmaz?’’ başlıklı bir yazı paylaşmıştım. Bu yazımda sizlere cildin yüzeyel tabakalarının soyulması (peeling yapılarak) yoluyla yapılan cilt gençleştirme veya yara izlerinin azaltılması işlemlerinin yazın yapılmaması gerektiğini anlatmaya çalışmıştım. 

Cildin soyulduğu işlemlerden sonraki en az 3 aylık dönemde kişinin ultraviyole (UV-mor ötesi) ışımadan korunması gerekir. Zira normal cildimizin bronzlaşması gibi soyma işlemleri sonrasında da cilt bronzlaşır. Ancak soyulan cilt iyileşme sürecinde ultraviyole ışığa daha duyarlı hale geldiğinden normalden çok daha fazla koyulaşır ve rengin açılması daha uzun sürer. Bu sürece (cilt soyma işlemlerine) sadece cerrahi yöntemler (dermabrazyon, lazer peeling veya fenol peeling) değil aynı zamanda meyve asitleri kullanılarak dermatologlar tarafından yapılan yüzeyel peeling işlemleri de dahildir.  

Bu sebepten dolayı cilt gençleştirme veya yara izlerinin azaltılması amacıyla cilt soyma işlemleri için güneşli günlerin azaldığı sonbaharı veya kış aylarını tercih ederiz. Eğer birden fazla seans yapılması gerekiyor ise seanslar arasında 3-4 haftalık bekleme süreleri de göz önüne alınarak işlemlere ekim sonu kasım ayının başı gibi başlanılması, tercihen şubat sonu mart başı gibi işlemlerin son seansının yapılıp sürecin tamamlanması uygun olur. 

Unutmayın, başarılı estetik sonuçlar ancak detaylara dikkat edilerek doğru planlama yapıldığında elde edilebilir. İstenmeyen sonuçların gelişme ihtimalinin en aza indirilebilmesi için peeling (soyma) yapılması planlanıyorsa en uygun zaman önümüzdeki birkaç aylık dönem olacaktır. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

12 Haziran 2016 Pazar

Yüz Gençleştirmek İçin Ameliyat Dışı Seçenekler Nelerdir?



Kapalı yöntemle ve özel dikişlerle yapılan askılarla kaşlar, orta yüz bölgesi ve boyun askılanabilir. Hafif sarkmalar üzerinde etkili olurlar ve etkileri geçicidir. Ancak cerrahi için henüz erken olduğu düşünülen hastalarda ve cerrahi istemeyen hastalarda uygun yöntemdir. Lokal anestezi altında uygulanırlar ve ameliyat sonrası iyileşme süreçleri çok kısadır.

Cilt soyma işlemlerinde amaç cildin lekelenmiş, hasar görmüş ve kırışmış üst tabakasını uzaklaştırıp yerine yeni ve taze bir cildin gelmesini sağlamaktır. Bu işlem cildin ya mekanik olarak zımparalanması ile (dermabrazyon), ya çeşitli asitlerle yakılarak soyulması ile (kimyasal soyma, kimyasal peeling), ya da lazer ışınları yardımı ile soyulması ile gerçekleştirilir. Lazerler ve diğer ışık uygulamaları cildin soyulmasının yanı sıra cilt altındaki kollajen üretimini de uyararak cildin kalınlaşmasını ve tazelenmesini de sağlar.


Botox uygulamalarında amaç mimik kaslarını etkisiz hale getirerek mimik çizgilerinin oluşmasını engellemek ve derinleşmelerini geciktirmektir. Botox daha çok göz çevresine uygulanır. Göz kenarlarındaki kaz ayakları, kaşlar arasındaki dikey çizgiler ve alındaki yatay çizgilerde çok etkilidir.

Yüzdeki derin kırışıklıkların doldurulmasında, orta yüzde oluşan hacim kaybının yerine konulmasında, yüz konturlarının belirginleştirilmesinde, dudakların dolgunlaştırılmasında çeşitli dolgu maddeleri kullanılır. Geniş alanlarda hastanın kendisinden alınan yağ dokusu tercih edilirken, daha küçük alanlar için hazır dolgu maddeleri uygulanır. Bunlar arasında en sık kullanılan Hyaluronik asit adı verilen ve vücutta hücreler arasındaki bağ dokusunda bulunan maddedir.

Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı