Hyaluronik asit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hyaluronik asit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2016 Çarşamba

Geçici Dolguların Özellikleri Nedir? Avantajları ve Dezavantajları Nelerdir?


Yüze uygulanan geçici dolgular arasında en sık kullanılanlar “Hyaluronik Asit” içeren dolgulardır.

Hyaluronik asit insan vücudunda hücrelerin arasında yer alan bağ dokusunu oluşturan proteinlerden birisidir. Bu madde farklı yoğunlukta ve farklı kalıcılık sürelerinde üretilirve tüketiciye sunulur. Ancak temel içerik aynı olsa da kalıcılık sürelerinin değiştirilebilmesi için hyaluronik asit polimerleri çapraz bağlar ile bağlanarak farklı ürünler piyasaya sürülmektedir. Bu işlem esnasında ürünün güvenilirliği de değişebilmektedir. En bilinen hyaluronik asit markaları arasında Juvaderm, Surgiderm, Restylene ve Teosial sayılabilir.

Hyaluronik asit ürünleri genellikle beş tiptir:
·     Dolgu özelliği olmayan, ancak cilt altına uygulanarak cildin nemlenmesini ve dolgunlaşmasını sağlayan saf hyaluronik asit ürünleri,
·     Kaz ayakları, dudaklardaki dikey çizgiler gibi ince çizgilere uygulanan ince dolgular,
·     Burun-dudak çizgileri, dudak köşelerinden aşağıya inen Marionette çizgileri, kaşlar arasındaki kaş çatma çizgilerine uygulanan orta kalınlıkta dolgular,
·     Dudak şekillendirme için geliştirilmiş dudak dolguları,
·     Elmacık kemiklerini belirginleştirme, çene ucunu büyütme gibi amaçlarla kemiklerin hemen üzerine uygulanan derin ve kalın dolgular. Bu tür dolgular el gençleştirme amacı ile de kullanılırlar.
Dolgular kalınlaştıkça kalıcılık süreleri uzar. Derin dolguların kalıcılığı 2 yıla kadar uzayabilir. Orta kalınlıktaki dolgular genellikle 6–12 ay dayanırlar.

Hyaluronik asit uygulamasının en önemli avantajı basit, kısa ve kontrollü girişim olmasıdır. Muayenehane ortamında gerçekleştirilir. Fazla şişliğe yol açmadığından hastaların günlük yaşantılarını aksatmaz. Yapılan işlemin hasta tarafından beğenilmemesi durumunda geçici olmaları bir avantajdır. Her yabancı cisim gibi, hyaluronik asit dolguları da risk taşır, ancak diğer maddelere göre riskleri çok daha düşüktür. Güvenilir markalar tercih edilerek bu risk en aza indirilebilir.

Ancak unutulmaması gereken nokta Riskler azaltılsa da hiçbir zaman tamamen ortan kaldırılamaz. Yabancı reaksiyonuna yol açma, enfeksiyon gibi riskler her zaman vardır. Diğer taraftan hyaluronik asite karşı alerjik reaksiyon çok nadirdir.
En önemli sorun yanlış uygulamalar sonucu kötü estetik görünümdür. Dolgu uygulamaları da, tüm diğer estetik işlemler gibi, abartıya kaçmadan yapılmalı, doğal olmayan bir görünüme yol açmamalıdır.
Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

14 Haziran 2016 Salı

Dolgu Maddelerinin Çeşitleri Nelerdir?


Dolgu maddeleri uygulandıkları bölgede ne kadar süre kalıcı olduklarına göre alt gruplara ayrılıp; geçici, uzun süreli ve kalıcı maddeler şeklinde üç sınıfta özetlenebilir.

Geçici dolgular arasında en sık kullanılanlar “hyaluronik asit” içeren dolgulardır. Kalıcılık süreleri 6 ay ile 1 yıl arasında değişir.
Uzun süreli dolgular arasında kalsiyum hidroksiapatit içerenler (Radiesse) ve poli-L-laktik asit içerenler (Sculptra) sayılabilir. Bu tür dolguların kalıcılıkları 2 yıl civarındadır.
Kalıcı dolgular ise plastik içerenler (Bioalcamid), metilmetakrilat içerenler (Artecoll) ve sıvı silikon içeren ürünlerdir. Bu dolgularda erime olmaz. Ancak yüksek risk içerdiklerinden kullanılmaları önerilmez.

Unutulmaması gereken iki nokta vardır. Birincisi dolgu maddelerini uygulamak (enjekte etmek) kolaydır. Ancak memnuniyetsizlik olursa ya da vücutta uygulanan madde için reaksiyon gelişir ise çıkartılması zordur. Geçici dolgularda uygulama sonrası kısa sürede madde zaten kaybolacağı için memnuniyetsizlik olsa bile nasılsa eriyecek bir dolgunun çıkartılması gerekmez. Ancak uzun süre kalacak dolgularda durum daha zor olacaktır.
İkinci önemli nokta ise dolgular yıllar içerisinde yaşlanma ile oluşan değişikliklere adapte olmaz. Bu sebeple uygulandığında hasta çok memnun olsa dahi zamanla dolgular abes durmaya veya memnuniyetsizlik sebebi olmaya başlayabilir.
Kalıcı dolgu uygulaması yapılmasını isteyen tüm hastalara önce geçici dolguları denemelerini, memnun kalırlar ise kalıcı dolgu olarak kendi yağlarını kullanmalarını öneririm.
Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı


13 Haziran 2016 Pazartesi

Yüze Yapılan Dolgu Uygulamaları Nedir?


İlerleyen yaşla beraber yüzde sadece ciltte kırışıklı olmayıp cilt altı dokularda sarkma ve aşağıya doğru yer değiştirme de olur. İlerleyen yaş ile yüzde oluşan yumuşak doku kaybını yerine koymanın bir yolu da dolgu uygulamalarıdır. Yüzün belirli bölgelerine uygulanacak dolgular kişiye daha genç bir görünüm ve yüze canlılık kazandırır.

Özellikle sınırlı alanlarda uygulama yapılacaksa hazır dolgular, pratik ve ağrısız olmaları, muayenehane ortamında hızlı uygulanabilmeleri nedeni ile tercih edilirler.
Dolgu materyalleri arasında çok çeşitli maddeler vardır. Bunların bir kısmı kalıcı, bir kısmı ise geçici dolgulardır. Ancak kişinin kendi dokuları kullanılmayacaksa uygulanan kalıcı dolgular seneler içerisinde yüzdeki değişikliklere uyum sağlayamayacağı için ben kalıcı dolgu uygulamayı tercih etmiyorum.
Dolgu uygulamalarında işlemin etkinliği kadar, güvenilirliği de göz önüne alınmalıdır. Verilenin yabancı bir cisim olduğu unutulmamalı ve en az risk taşıyan maddelerin kullanılmasına dikkat edilmelidir.
Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı



12 Haziran 2016 Pazar

Yüz Gençleştirmek İçin Ameliyat Dışı Seçenekler Nelerdir?



Kapalı yöntemle ve özel dikişlerle yapılan askılarla kaşlar, orta yüz bölgesi ve boyun askılanabilir. Hafif sarkmalar üzerinde etkili olurlar ve etkileri geçicidir. Ancak cerrahi için henüz erken olduğu düşünülen hastalarda ve cerrahi istemeyen hastalarda uygun yöntemdir. Lokal anestezi altında uygulanırlar ve ameliyat sonrası iyileşme süreçleri çok kısadır.

Cilt soyma işlemlerinde amaç cildin lekelenmiş, hasar görmüş ve kırışmış üst tabakasını uzaklaştırıp yerine yeni ve taze bir cildin gelmesini sağlamaktır. Bu işlem cildin ya mekanik olarak zımparalanması ile (dermabrazyon), ya çeşitli asitlerle yakılarak soyulması ile (kimyasal soyma, kimyasal peeling), ya da lazer ışınları yardımı ile soyulması ile gerçekleştirilir. Lazerler ve diğer ışık uygulamaları cildin soyulmasının yanı sıra cilt altındaki kollajen üretimini de uyararak cildin kalınlaşmasını ve tazelenmesini de sağlar.


Botox uygulamalarında amaç mimik kaslarını etkisiz hale getirerek mimik çizgilerinin oluşmasını engellemek ve derinleşmelerini geciktirmektir. Botox daha çok göz çevresine uygulanır. Göz kenarlarındaki kaz ayakları, kaşlar arasındaki dikey çizgiler ve alındaki yatay çizgilerde çok etkilidir.

Yüzdeki derin kırışıklıkların doldurulmasında, orta yüzde oluşan hacim kaybının yerine konulmasında, yüz konturlarının belirginleştirilmesinde, dudakların dolgunlaştırılmasında çeşitli dolgu maddeleri kullanılır. Geniş alanlarda hastanın kendisinden alınan yağ dokusu tercih edilirken, daha küçük alanlar için hazır dolgu maddeleri uygulanır. Bunlar arasında en sık kullanılan Hyaluronik asit adı verilen ve vücutta hücreler arasındaki bağ dokusunda bulunan maddedir.

Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı