yağ grefti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağ grefti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2016 Cuma

Estetik Cerrahi Eğri Bacakları Düzeltebilir Mi?


Burada yazdığım pek çok konu aslında gelen hastalarımın bana sorduğu sorulara verdiğim cevaplar oluyor. Bugünkü yazı da böyle bir sonunun cevabı: ‘‘Estetik Cerrahi Eğri Bacakları Düzeltebilir Mi?’’ 

Estetik cerrahi olarak bacaklara yapılan işlemler arasında en sık uyluktan (üst bacaktan) yağ alınması (liposuction), ikinci sırada da uyluk (üst bacak) germe ameliyatları yapılır. Ancak zaman zaman hastalar baldırlarının kalınlaştırılması ve/veya eğriliğin giderilmesi için başvurdukları da olur. Yakın zamana kadar bu hastaların sorunları silikon bacak protezleri ile giderilmeye çalışılıyordu. Ancak bu ameliyatlarda protezlerin yer değiştirmesine bağlı sorun yaşanması oldukça sık rastlanılan bir sorundu. Belki de meslek hayatımda koyduğum bacak protezinden çok başkalarının koyduğu protezleri çıkartmak veya düzeltmek için uğraşmamdan dolayı bacak protezi konulması (lütfen koyan meslektaşlarımı eleştirdiğim anlaşılmasın) benim şahsen pek sıcak baktığım ameliyatlar olmadı. 

Son yıllarda vücuttan alınan yağların dolgu amaçlı kullanılması ile ilgili bilgi ve tecrübe arttıkça giderek daha yüksek hacimli dolgu uygulamaları yapılabilir olmuştur. Bu da estetik amaçla vücutta kontur sağlamak amacıyla yağ konulmasını yaygınlaştırmıştır 


Sonuç olarak halen iskeletsel olarak çok belirgin bir eğriliği Estetik Cerrah olarak düzeltme şansımız olmasa da yumuşak doku kaynaklı asimetrileri veya yetersizlikleri silikon protezlerin yanı sıra yağ dokusunun dolgu amacıyla kullanılması ile de düzeltebilir olduk. Ayrıca artık dolgu amacı ile uygulanacak yağın kök hücreleri de içeren hücre kokteyli ile zenginleştirilmesi veya yağın kandaki büyüme faktörleri (PRP) ile zenginleştirilmesi de mümkün olabilmekte.


Yağın dolgu amacı ile uygulandığı tüm işlemlerin ortak sorunu olan konulan yağın ne kadarının kalıcı olacağının önceden kesin olarak kestirilememesi ve kimi durumlarda birden fazla uygulama yapılmasının gerekliliği bacaklara yapılacak uygulamalar için de geçerlidir. Dolgu amacı ile alınan yağın bazı işlemlerden geçirilerek yıkanması ve saflaştırılması gerektiğinden alınan yağ hacminin uygulanacak hacimden çok daha fazla olmasını gerektirir. Bu sebeple de çok fazla alınacak (donör) yağı olmayan zayıf kişiler için de yağ ile dolgu yapılması uygun seçenek olamayabilir. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
Google.com/+ibrahimcanter

17 Haziran 2016 Cuma

Kök Hücreler ile Zenginleştirilmiş Dolgu Amaçlı Yağ Enjeksiyonları


Yapılan tüm estetik girişimlerde amaç doğal güzelliğin restore edilmesi olmalıdır. Abartılı görünümler, doğal olmayan uygulamalar dikkatleri yaptıran kişinin üzerine toplasa da sonuçların güzel olarak tanımlanması çoğu zaman mümkün değildir.

Estetik amaçla uygulanan dolgu uygulamalarında da durum farklı değildir. Özellikle yaşlanmanın bir sonucu olan yüzdeki hacim kayıplarını yerine koymak amacıyla yapılan dolgu uygulamaları abartıya kaçmadan yapılması gerekir. Öte yandan hastalar tekrar tekrar dolgu yaptırmamak için kalıcı dolgu uygulamalarını tercih etmektedir.

Kalıcı dolgular doğru uygulanıp uygulandıkları anda harika bir estetik sonuç sağlasalar dahi seneler içerisinde yüzdeki değişikliklere uyum sağlayamazlar. Kırk yaşında yaptırılan bir dolgu ile dolgun dudaklar elde edilip güzel bir estetik sonuç elde eden kişi elli-elli beş yaşına geldiğinde dudaklarının aynı dolgunlukta olmasını istemeyecektir. Yüzünün yaşlanan diğer kısımlarına adapte olmayan dolgun dudaklar sakil durmaya başlayacaktır. Kalıcı dolgular ile uygulandığı dönemde sorun olmasa dahi zaman içinde memnuniyetsizlik oluşması riski vardır.

Kalıcı dolgu amacıyla kişinin kendi yağ dokusu kullanıldığında (yağ greftlemesi veya yağ enjeksiyonları) ise durum farklıdır. Uygulanan yağ hastanın kendi dokusu olduğu için asla yan etki göstermez. Uygulandığı bölgeye adapte olduğunda ise kişi kilo alıp verdiğinde bu yağ dokusu da artar veya azalır. Kişi yaşlandıkça yüzündeki diğer dokulara paralel değişiklikler göstererek uygulandığı zamanki doğan görünümünü sürdürür.
Yağ greftlemesi ile yapılan dolgu işlemlerini diğer dolgu uygulamalarından bir diğer özellik ise içerdikleri kök hücrelerin yarattığı etkidir. Yağ dokusu vücutta bilinen en zengin kök hücre kaynağıdır. Bu sebeple her yağ greftlemesi işlemi potansiyel oalrak aslında kök hücre transferidir de. Yağ greftlemesi sonrası işlemin hacim kazandırıcı etkisi derhal gözlemlenirken kök hücrelerin etkisi ile oluşan doku yenilenmesi (gençleştirici etkisi) aylar içerisinde belirginleşir. Uygulama yapılan yüz bölgesindeki cilt daha canlı daha parlak bir görünüm kazanır.
Yağ greftlemesi yapılırken ki en önemli sorun uygulanan yağın ne kadarının uygulandığı bölgede kalıcı olup ne kadarının emileceğinin önceden kestirilemiyor olmasıdır. Özellikle her iki tarafa işlem yapılan hastalarda bir taraftaki emilme diğerinden fazla olur ise asimetri gelişmesi riski olacağından tekrarlanan işlemlere ihtiyaç duyulabilmektedir. Ayrıca tek seferde konulabilecek yağ miktarı da sınırlıdır. Bu sebeple yüksek hacimde dolgu yapılması gereken durumlarda birden fazla seans yapılması kaçınılmaz olmaktadır.

Son yıllarda bu sorunlar da yağ greftlerinin kök hücre içeren hücre kokteylleri ile zenginleştirilmesi ile önemli derecede aşılmıştır. Yağ dokusuna daha fazla kök hücre konularak hem tek seferde konulabilecek yağ miktarı arttırılabilmiş hem de uygulanan yağın daha yüksek oranda uygulandığı yerde kalması sağlanmıştır. Daha fazla kök hücre uygulanabilmesinin soncunda erken dönemde sağlanan hacim kazandırıcı etki daha kalıcı olurken geç dönemde gözlemlenen rejeneratif etki de daha belirgin olmaktadır.
Kök hücre elde etme ile ilgili yöntemlerin daha yaygın kullanılması zaman içinde maliyetleri de düşürdüğünden kök hücre ile zenginleştirilmiş yağ enjeksiyonu işlemi daha sık yapılmaya başlanmıştır.
Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı


14 Haziran 2016 Salı

Dolgu Maddelerinin Çeşitleri Nelerdir?


Dolgu maddeleri uygulandıkları bölgede ne kadar süre kalıcı olduklarına göre alt gruplara ayrılıp; geçici, uzun süreli ve kalıcı maddeler şeklinde üç sınıfta özetlenebilir.

Geçici dolgular arasında en sık kullanılanlar “hyaluronik asit” içeren dolgulardır. Kalıcılık süreleri 6 ay ile 1 yıl arasında değişir.
Uzun süreli dolgular arasında kalsiyum hidroksiapatit içerenler (Radiesse) ve poli-L-laktik asit içerenler (Sculptra) sayılabilir. Bu tür dolguların kalıcılıkları 2 yıl civarındadır.
Kalıcı dolgular ise plastik içerenler (Bioalcamid), metilmetakrilat içerenler (Artecoll) ve sıvı silikon içeren ürünlerdir. Bu dolgularda erime olmaz. Ancak yüksek risk içerdiklerinden kullanılmaları önerilmez.

Unutulmaması gereken iki nokta vardır. Birincisi dolgu maddelerini uygulamak (enjekte etmek) kolaydır. Ancak memnuniyetsizlik olursa ya da vücutta uygulanan madde için reaksiyon gelişir ise çıkartılması zordur. Geçici dolgularda uygulama sonrası kısa sürede madde zaten kaybolacağı için memnuniyetsizlik olsa bile nasılsa eriyecek bir dolgunun çıkartılması gerekmez. Ancak uzun süre kalacak dolgularda durum daha zor olacaktır.
İkinci önemli nokta ise dolgular yıllar içerisinde yaşlanma ile oluşan değişikliklere adapte olmaz. Bu sebeple uygulandığında hasta çok memnun olsa dahi zamanla dolgular abes durmaya veya memnuniyetsizlik sebebi olmaya başlayabilir.
Kalıcı dolgu uygulaması yapılmasını isteyen tüm hastalara önce geçici dolguları denemelerini, memnun kalırlar ise kalıcı dolgu olarak kendi yağlarını kullanmalarını öneririm.
Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı


13 Haziran 2016 Pazartesi

Yüze Yapılan Dolgu Uygulamaları Nedir?


İlerleyen yaşla beraber yüzde sadece ciltte kırışıklı olmayıp cilt altı dokularda sarkma ve aşağıya doğru yer değiştirme de olur. İlerleyen yaş ile yüzde oluşan yumuşak doku kaybını yerine koymanın bir yolu da dolgu uygulamalarıdır. Yüzün belirli bölgelerine uygulanacak dolgular kişiye daha genç bir görünüm ve yüze canlılık kazandırır.

Özellikle sınırlı alanlarda uygulama yapılacaksa hazır dolgular, pratik ve ağrısız olmaları, muayenehane ortamında hızlı uygulanabilmeleri nedeni ile tercih edilirler.
Dolgu materyalleri arasında çok çeşitli maddeler vardır. Bunların bir kısmı kalıcı, bir kısmı ise geçici dolgulardır. Ancak kişinin kendi dokuları kullanılmayacaksa uygulanan kalıcı dolgular seneler içerisinde yüzdeki değişikliklere uyum sağlayamayacağı için ben kalıcı dolgu uygulamayı tercih etmiyorum.
Dolgu uygulamalarında işlemin etkinliği kadar, güvenilirliği de göz önüne alınmalıdır. Verilenin yabancı bir cisim olduğu unutulmamalı ve en az risk taşıyan maddelerin kullanılmasına dikkat edilmelidir.
Sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı