meme kanseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meme kanseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Meme Büyütme Ameliyatları İle İlgili Merak Edilenler


Meme protezleri ile ilgili en sık sorulan soru bu protezlerin baskı altında patlayıp patlamayacağı ile ilgilidir. Yıllar içerisinde meme protezi üretim teknolojisi gelişerek artık beşinci nesil denilen, delinme ve kaçak oluşma riski daha düşük dış kapsülü olup içerisine çapraz bağlar ile birbirlerine bağlanarak sıvı yerine katı materyal gibi davranan ve şeklini muhafaza eden silikon jel ile doldurulmuş implantlar üretilmiştir. Dünyanın önde gelen meme protezi üreticisi firmalar (Mentor ve Allergan) ürettikleri protezlere ürün garantisi vererek satışa sunmaktadır. 

Diğer sık sorulan bir konu ise meme protezi konulması sonrası meme kanserine yönelik tarama amaçlı yapılan radyolojik görüntülemelerde sorun olup olmayacağıdır. Meme protezleri mamografi çekilmesine engel teşkil etmez. Yeni çıkan dijital mamografi cihazları ile meme dokusu ve meme protezi bir arada görüntülenebileceğinden meme kanseri gelişir ise tanının gecikmesine neden olmaz.
Hamilelik ve emzirme döneminde de meme protezinden bebeğe silikon geçmez. Meme protezi kas altına veya meme altına konulduğunda süt kanalları ile ilişkili değildir. Protezin içiriği dokuya yayılmadığı için de bebeğe kan yoluyla veya süt yoluyla ulaşması mümkün değildir.
Son olarak ise hastalar meme protezinin konulması için yapılacak kesinin izi konusunda endişelerini iletirler. Son dönemde tüm dünyada daha güvenli bulunduğu için en sık meme altı kesileri tercih edilmektedir. Bu iz, tam meme altı kıvrımda kalır. Uzun dönemde bu bölgedeki iz belirginsizleşir ve dışarıdan daha zor fark edilir hale geleceği için hastayı rahatsız etmez.
Hepinize sağlıklı günler dilerim. 

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

9 Kasım 2016 Çarşamba

Meme Kanserinin Farkında Olmak


Kasım ayı boyunca meme kanseri farkındalığı yaratmak adına pek çok aktivite yapıldı. Hastalara meme kanserinin sıklığı, korunma yöntemleri, olası ameliyat seçenekleri anlatıldı. Kanımca insanlara meme muayenesini veya rutin tetkiklerini  ihmal ederler ise ilerlemiş bir aşamada meme kanseri hastasının neler yaşadığını da anlatmak gerek. Bunu kişilerin gözünü korkutmak için değil, gerçekleri görerek seçimlerini ona göre yapmalarına olanak sağlamak ve doğru seçimleri yaparken motivasyonlarını arttırmak için yapmalıyız. 
Meme kanseri tedavisi bir çok branşın koordineli bir şekilde ortak çalışmasını gerektiren bir hastalıktır. Artan bilimsel birikim, tecrübe ve teknoloji ile uygun hastalarda artık genel cerrahlar memenin tamamını almak yerine memeyi korumayı tercih etmektedir. Alınan tümör dokusundaki hormon reseptörleri incelenerek ya da genetik olarak tümördeki onkogenlere bakılarak tümörün biyolojik davranışı daha doğru kestirilebilmekte ve tümöre özel ilaç tedavileri başlanabilmektedir. Radyasyon onkolojisi gelişen bilgisayar teknolojisi sayesinde ışınları tümör üzerine daha iyi odaklayabilmekte, bu sayede çevre dokuları iyonizan radyasyonun yan etkilerinden daha iyi koruyabilmektedir. Plastik cerrahlar olarak bizler ise hastanın kaybettiği memeyi yerine koymak ve/veya bozulan simetriyi düzeltmek adına hastalarımıza daha çok seçenek sunabilmekte ve sonuçlarımız hastalarımızı daha fazla tatmin edebilmektedir. 
Tüm bu gelişmelere rağmen meme kanseri halen kadın popülasyonundaki en ölümcül seyreden kanserlerdendir. Ayrıca hasta tedavi süreci sonucunda kanseri yenip hayatını sürdürse de tedavi süreci meşakkatli ve acılıdır. 
İstanbul Beyoğlu’nda Pera Müzesine yakın zamanda yolunuz düşen oldu mu bilemiyorum. Ama geçen aylarda Müze’yi gezerken Müberra Delibaş’ın bir tablosu dikkatimi çekti. Meme kanseri neticesinde sol memesi alınmış bir hastayı resmettiği Metastaz adlı  tablosunda hastanın fiziksel durumunu (göğüs duvarındaki kesiyi, meme eksiliğini ve ilaçlara bağlı gelişen kelliği) resmederken aynı zamanda hasanın yüz ifadesinde yaşadığı acıyı da inanılmaz güzel yansıtmış. Bu güzel eseri ile hastalarımım yaşadıklarını bir kez daha hatırlatıp farkındalık yaratan sanatçıyı canı gönülden kutluyorum. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı


29 Ağustos 2016 Pazartesi

Meme Estetiği Yapılması Meme Kanseri Riskini Arttırır mı?


Meme estetiği yaptırmak için başvuran hastalar değerlendirilirken geçmişte memeyi ilgilendiren bir hastalıklarının olup olmadığı ve ailelerinde meme hastalığı olan yakın akrabası olup olmadığı sorgulanır. Memede ve koltuk altında kitle olup olmadığına yönelik yapılan rutin meme muayenesi estetik amaçlı meme değerlendirmesinin de bir parçasıdır. Ayrıca işlem öncesi hastanın yaşı da göz önüne alınarak meme ultrasonografisi ve/veya mamografi istenerek memelerin görüntülenmesi sağlanır. Tüm bu sebeplerden dolayı estetik ameliyat öncesi görüş almak için Plastik Cerraha başvurulması bile check-up yapılıyormuşçasına meme ile ilgili genel bir değerlendirmenin yapılması için yakalanmış bir fırsattır.  
 Meme küçültme ameliyatı yapılan hastalarda çıkartılan meme dokusu mutlaka patolojik inceleme için gönderilir. İşlem öncesi hiçbir şikayeti olmadığı halde bu parçaların incelenmesi esnasında şans eseri erken evre meme kanseri tespit edilip tedavileri yapılan ve hastalıktan kurtulan çok sayıda hasta vardır. Meme küçültme ameliyatlarından sonra azalan meme dokusu içerisinde gelişen bir kitlenin tespiti ve takibi daha kolay olmaktadır. Bu da gelişen bir kitlenin çok daha küçükken (kanser ise erken aşamada) ele gelerek tanı konulmasına olanak sağlamaktadır. 


Meme büyültme ameliyatları kullanılan silikon meme protezlerinin ise meme kanseri yaptığına dair bilimsel bir kanıt bulunamamıştır. 

Ayrıca estetik meme ameliyatları sonrası kontrol amacı ile hastalar periyodik takiplerine geldiklerinde muayeneleri ve görüntülenme işlemleri tekrarlandığından meme kanseri oldukları taktirde genel popülasyona göre hastalığın daha erken safhada tanı aldıkları gösterilmiştir. Tüm bu sebeplerden dolayı estetik meme ameliyatları meme kanseri riskini arttırmayıp tam tersine meme kanseri olur ise erken tanı koyulmasına yardımcı olarak hayatta kalma şansını arttırmaktadır. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı


25 Ağustos 2016 Perşembe

Meme Onarımı Ne Zaman Yapılmalı?


Buradan yazdığım hemen her yazımda hastalarım tarafından bana sık sorulan sorulara verdiğim cevapları paylaşıyorum. Plastik Cerrahinin yaptığı tüm işlerde olduğu gibi meme onarımı ile ilgili soruların da tek bir cevabı yoktur. Hastanın yaşı, genel sağlık durumu, meme kanserinin hangi aşamada olduğu ve uygulanması gereken tedavilerin (onkolojik cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi vs.) çeşitleri ve zamanlamaları uygulanarak onarımın zamanını ve şeklini belirler. 

Meme onarımına yönelik tedavilerin ilk başladığı yıllarda genel yaklaşım ‘‘Hasta memesi alındıktan sonra memenin eksikliğini görüp üzüntüsünü yaşar ise yapılacak onarımı daha çok taktir eder ve beğenir.’’ şeklindeymiş. Ancak modern tıpta hastalıkların tedavisi kadar mümkün olabildiğince önleyici yada koruyucu hekimliğin yapılması daha tercih edilen bir yaklaşımdır. 

Kanserden kurtulmak amacıyla da olsa meme dokusunun kaybı fiziksel, sosyal ve ruhsal açıdan kadınları kötü yönde etkiler. Bu tür organ kaybı hastaya sürekli yaşadığı travmayı hatırlatır. Vücut algısını bozar. İstenmediğini ve beğenilmediğini düşünmesine neden olur. Bu da gerek ailesi, gerekse çevresiyle ilişkilerinin bozulmasına sebebiyet verebilir. Özellikle yaz aylarında kıyafetler sorun olur. Hasta uygun mayo bulup giyemediği için pek çok zaman  deniz tatiline gitmek istemez. Diğer memenin büyük olduğu durumlarda belirgin asimetriler oluşur. Bu durum vücut dengesini bozarak omurga sorunlarına yol açar. Dışarıdan kullanılan silikon protezler omuzlarda ve boyunda sorunlara yol açıp, terleme ve temas nedeni ile cildi olumsuz etkiler. 

Tüm bu sebeplerden dolayı artık mümkün olabildiği her durumda meme kanseri sonrası hasta onkolojik ameliyatını olduğu esnada (memesi alındığı anda) meme onarımı da yapılmaya çalışılmaktadır. Meme onarımları hastaların yaşam kalitelerini yükseltmekte, ruhen ve bedenen daha iyi bir hale gelmelerini sağlamaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı yurtdışında meme kanseri nedeni ile ameliyatı yapacak doktorlara hastalarını meme onarımı konusunda bilgilendirmeleri zorunluluğu getirilmiştir. 

Onkolojik zorunluluklardan dolayı anında onarım yapılamayan hastalarda ise onkolojik tedavinin tamamlanmasını takip eden dönemde geç onarım seçenekleri her zaman vardır.

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
Google.com/+ibrahimcanter

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Yeni Bir Başlangıç: Meme Kanseri Sonrası Meme Onarımı


Meme kanseri, deri kanserlerinden sonra kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. İstatistikler, dünyada her sekiz kadından birinin hayatının belirli bir döneminde meme kanserine yakalanacağını gösteriyor. Amerikan Kanser Derneği’nin verilerine göre dünyada her yıl 1,3 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuluyor ve her yıl 465 bin kadın bu nedenle hayatını kaybediyor. 


Erken teşhisin yaygınlaşması ile meme kanserinden ölüm oranları giderek düşmekte ve hastaların beklenen yaşam süreleri uzamaktadır. Bu nedenle hastanın kanser tedavisi sonrasında yaşam kalitesini yükseltmek giderek daha çok önem kazanmaktadır. 

Kadınların meme kaybı sonrası yaşantılarını tekrar normalleştirebilmeleri için meme onarımları önemli bir katkıdır. Meme kaybı fiziksel, sosyal ve ruhsal açıdan hastaları kötü yönde etkilemektedir. Bu tür organ kaybı hastaya sürekli yaşadığı travmayı hatırlatmakta, vücut algısını bozmakta, istenmediğini ve beğenilmediğini düşünmesine neden olmaktadır. Bu da gerek ailesi, gerekse çevresiyle ilişkilerinin bozulmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle yaz aylarında kıyafetler sorun olmakta, mayo giyemeyen birçok hasta deniz tatiline gitmek istememektedir. Diğer memenin büyük olduğu durumlarda belirgin asimetriler oluşmakta, bu da vücut dengesini bozarak omurga sorunlarına yol açmaktadır. Dışarıdan kullanılan silikon protezler omuzlarda ve boyunda sorunlara yol açmakta, terleme ve temas nedeni ile cildi olumsuz etkilemektedir. Meme kanseri sonrası meme onarımları hastaların yaşam kalitelerini yükseltmekte, ruhen ve bedenen daha iyi bir hale gelmelerini sağlamaktadır. 

Meme onarımları artık tüm dünyada meme kanseri tedavisinin bir parçası olarak kabul edilmektedir. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) 2010 yılında aldığı bir kararla, tüm meme kanseri hastalarının tedavi sırasında meme onarımı yöntemleri konusunda bilgilendirilmelerini zorunlu kılmıştır. Meme kanseri hastaları bu konuda doktorlarından ayrıntılı bilgi talep etmelidirler. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
Google.com/+ibrahimcanter