22 Ağustos 2016 Pazartesi

Bıçak ile Gelen Özgüven (Self Esteem From Scalpel)


Estetik cerrahi kişiye özgüven kazandırabilir mi? Bu sorunun cevabı hem evet hem de hayır sanırım.  

Doğumsal bir anormalisi olan çocuğa zamanında yapılan girişimler onun kişiliğinin gelişip şekillendiği dönemde arkadaş grubunda kendisine daha rahat yer edinmesine yardımcı olarak ileride özgüven sorunu yaşamamasına yardımcı olabilir. Sırf bu sebeple dudak damak anormalisi olan ya da kulak anormalisi olan çocukları okula başlamadan önce elimizden geldiğince ameliyat edip okul ortamına hazırlamaya çalışırız. 

Erişkinlerde yapılan estetik işlemler kişileri mutlu edip kendisine özgüveni arttırmaz mı? Aslında pek çok hastada arttırır. Kişi burnundaki belirli bir görüntüden memnun değil ise bunu düzelttirerek kendisini daha güzel hissedebilir. Ya da erken yaşta saçı dökülen birisi saç ektirerek daha estetik bir görünüm kazandığına inanıp mutlu olabilir.


Ancak kim tarafından yapılırsa yapılsın yada hangi ameliyat yapılırsa yapılsın işinde başarısız birisi estetik bir ameliyat ile başarıyı yakalayamaz. Ya da evinde eşiyle sorunlar yaşayan bir insanın evdeki sorunları geçireceği bir ameliyat ile ortadan kalkmaz. 

Sonuçta kişi kendisi için ameliyat olur ve işaret ettiği sorun çözümlenebilir ise hayata daha mutlu devam edebilir. Diğer tarafta insanlar hayatlarındaki sorunların çözümü olarak estetik ameliyatları görür ise işlem sonrası amaçlarına ulaşamayacakları gibi işlemden de memnun kalmayacakları kesindir. Burada belirleyici olan estetik ameliyatlarda kişinin temel motivasyonudur.

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı


Yaşlanan Yüzün Değerlendirilmesi Nasıl Yapılmalı?


Estetik cerrahi için danışanlara (bu kişiler hasta olarak adlandırılmamalı) yardımcı olurken başvuru motivasyonları ya da şikayetleri dikkatlice dinlenerek amaca yönelik onları mutlu edecek işlemler yapılmalıdır. Aksi taktirde yapılan işlem ne kadar başarılı olsa da sonuç kişiyi memnun etmekten uzak olacaktır. Amaç bizim kafamızdaki ideali yakalamak değil kişinin arzu ettiği sonucu kendisine sağlamak olmalıdır.

Bu mantık ile yaşlanan yüzü değerlendirirken ‘‘Kişileri Plastik Cerraha getiren nedir?’’ sorusuna cevap vererek işe başlamak sanırım yanlış olmaz. Hemen her konuda olduğu gibi estetik işlemler için de en önemli farkındalık kişinin çevresindeki estetik yaptırıp memnuniyetini bildiren arkadaşları ya da tanıdıkları tarafından yaratılmaktadır. Başarılı sonuçları görüp ilerleyen yıllar ile kendisinde de yaşlanma ibarelerini (BKN: Yaşlanma Sırasında Yüzde Neler Olur?) gözlemlemeye başlayan kişi neden ben de denemeyeyim diye düşünmeye başlar. Ayrıca pek çok kişi (belki de medyanın da bu yönde bilgi sağlamasıyla) daha genç görünümlü, bakımlı yada güzel insanların daha iyi bir kariyer yakalayacağı inancını taşır. Bu da ilerleyen yıllara meydan okumak ve rekabetçi iş ortamına daha iyi adapte olmak için kişileri daha çok estetik arayışı içine sokar. 

Hasta değerlendirilirken hikayesinde ciltteki kronik güneşe maruz kalmaya ikincil oluşan yıpranma, kronik sigara ve alkol kullanımı, aşırı kilo değişiklikleri, yüz kemiklerindeki değişiklikler ve hacim kayıpları, duygusal stresler, yüz yaralanması olup olmadığı, mimik kaslarının kullanım alışkanlıkları gibi faktörler göz önüne alınmalıdır. Muayenede cildin esnekliği ve elastisitesi, ciltte yaşla gelişen keratotik lezyonlar, ciltteki ince kırışıklıklar, deri altı dokudaki incelme ve atrofi, anormal pigmentasyon ve çevresel etkenlere bağlı cilt hasarı değerlendirilmelidir. 

Tüm bu değerlendirmelerin ışığında danışanlara uygulanacak tedavilerin yüzün hangi bölgesine ne kadar fayda sağlayacağı, sağlanacak faydanın ne kadar süre ile kalıcı olacağı, olası riskler hakkında bilgi verilmelidir. Danışanlara cilt gençleştirme için yapılacak işlemlerin sadece cildin kalitesini ve görünümünü etkileyip yüzün üç boyutlu yapısına etkisinin olamayacağı, dolgu uygulamalarının olumlu etkilerinin hangi bölgelerde daha yüz güldürücü olduğu, botoks uygulamalarının hangi çizgilenmelerde fayda sağlayacağı detaylıca anlatılmalıdır. Cilt altı bağ dokusunun kendisini yenilemesi esasına dayalı kök hücre uygulamalarının veya yüksek teknoloji enerji bazlı uygulamaların (radyofrekans veya ultrason enerjisi ile yapılan uygulamalar) etkilerinin ne zaman ortaya çıkacağı, kaç seans uygulama yapılması gerektiği ve etkinin ne kadar kalıcı olacağı anlatılmalıdır. 

Yüz gençleştirme için danışan kişilerin anlamaları gereken en önemli konu hiçbir tedavinin yada yöntemin tek başına yüzdeki tüm sorunları çözmek için yeterli olmayacağıdır. Girişim gerektirmeden veya enjeksiyon, yüzeyel soyma işlemleri minimal girişimler ile yapılacak işlemlerin faydasının ve etki süresinin sınırlı olacağı, pek çok zaman birden fazla işlemin kombinasyonuna ihtiyaç duyulacağı ve nihai olarak cerrahi uygulamalara gerek olacağının anlatılması gerekir. Amacını aşan vaatler neticesinde çok yüksek beklenti düzeyi ile işleme alınan danışanlarda hayal kırıklığı yaşanması kaçınılmazdır. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı


17 Ağustos 2016 Çarşamba

Dövme (Tattoo) Nasıl Silinir?


Geçen sene Digitürk’te Blindspot dizisini heyecanla seyrederken hemen her bölümde insanların neden kendilerine dövme (tattoo) yaptırdıklarını düşündüm. İşin felsefi ve psikolojik kısımlarına girmeden mesleğim icabı blok sayfamda yayınladığım bu yüzüncü yazımda sizlerle mevcut dövmelerin silinmesi için neler yapılabileceğini paylaşmaya çalışacağım. 

Yaptırırken ki motivasyonu ne olursa olsun pek çok kişi vücudundaki dövmelerden daha sonra kurtulmak istemektedir. Silinme tekniğinin nasıl olacağına karar verirken dövmelerin ne zaman, ne şekilde yapıldığından vücudun neresinde olduğuna, işlemin poliklinikte mi ameliyathanede mi yapılacağından hastanın kaç seans sonunda sonuca gitmek istediğine kadar pek çok parametre göz önüne alınmalıdır. 

Dövmelerin yok edilmesi için en kesin ve hızlı yöntem dövmenin olduğu cildin kesilip oluşan deri defektinin dikilip kapatılmasıdır. Özellikle dikiş sonrası kalacak izin önemsenmediği ve dövmeden bir an önce kurtulmak istendiği durumlarda (eski nişanlının adının bir an evvel silinmesi gereken durumlar gibi) tercih edilecek bir yöntemdir. Dövmenin kapladığı alan ne kadar küçük olur ise kesi izi de o misli küçük olacağından ufak tefek dövmelerin ortadan kaldırılması için hastalara önerilebilecek bir yöntemdir. 

Derinin soyularak (peeling) dövmenin renginin soldurulmaya çalışıldığı teknikle ise çok sayıda seans gerektirir. Derinin soyulması için karbondioksit lazer, kimyasal peeling, dermabrazyon gibi farklı yöntemler vardır. Derinin yüzeyel tabakasını (epidermis) soyduktan sonra iyileşme sürecinde dövmenin boyasının vücut tarafından atılması esasına göre dövme silinir. Genellikle birkaç seans işlem yapılması gerekir. 

Gelişen teknoloji sayesinde dövmelerin silinmesi için Q-switched lazerler üretilmiştir. Bu lazerlerde çok kısa sürede çok yüksek enerji içeren lazer ışınları deriye uygulanır. Işık enerjisi ısı enerjisine dönüştürülmeden derinin üst tabakalarını geçerek dövmeye ulaşır. Dövmenin içindeki pigment tarafından emilen ışık ısıya dönüşerek pigmentin parçalanmasını ve vücut tarafından uzaklaştırılabilir hale gelmesini sağlar. Ancak bu yöntemdeki en önemli sorun dövmedeki her renk için (siyah, kırmızı-kavuniçi-sarı-mor, yeşil, mavi) ayrı dalga boylarında lazerlere ihtiyaç duyulmasıdır. Bir başka deyişle tek bir lazer her rengi silmek için yeterli değildir. Q-switched lazerlerle de hastaların birden fazla seansa ihtiyacı olacağı unutulmamalıdır. 

Akılda tutulması gereken diğer hususlar ise ister soyma (peeling) teknikleri isterse Q-switched lazerler kullanılsın hangi hastanın ne kadar fayda göreceğini önceden öngörmek mümkün değildir. 5-6 seans sonunda kimi hastada halen hastanın istediği sonuca ulaşmak mümkün olamayabilmektedir. Ayrıca bu tekniklerin uygulandığı hastalarda da dövmenin olduğu yerde ciltte renk açılması veya yara izi oluşması riskleri vardır. Hastalara bu riskler hakkında bilgi verilmesi hastaların beklentilerini doğru yönlendireceğinden hastaların işlem sonrası memnuniyetini de arttırır. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı


15 Ağustos 2016 Pazartesi

Meme Küçültme Ameliyatları Nasıl Planlanır?


Yirmi yıl önce bilimsel toplantılarda meme küçültme ameliyatları tartışılırken oturumların hatırı sayılır bir kesimi kesi izleri ve kesi şekilleri üzerinde olurdu. Hatta farklı teknikler karşılaştırılırken ne kadar az iz kalır ise o kadar başarılı bir teknik olarak kabul edilirdi. 

Bu tartışmaların en önemli sebebi o yıllarda işlem sonrası meme şeklinin cildin bir araya getirilmesi ile sağlanmaya çalışılmasıydı. Ameliyat masasında memeye en güzel şekil kazandıran Wise patern olarak adlandırılan (ters T şeklindeki kesiler) teknik maalesef en uzun yara izlerini veren teknikti. Diğer teknikler ise bu kesileri kısaltırken estetik sonuçların ne kadar korunabildiği üzerine olurdu. 

Geçen yıllar içerisinde meme küçültme ameliyatlarında memenin şeklinin cilde şekil verilerek değil ameliyat sırasında meme dokusunun şekillendirilmesi ile verilmesi fikri daha ön plana geçmiştir. Küçültme işlemi esnasında memenin farklı kesiler ile şekillendirilmesi ve dikişler ile şeklini koruması üzerine teknikler gelişmiş, memedeki kesilerin şekli ve yeri giderek önemini kaybetmiştir. Zaman içinde Wise patern kesilerin yanında lolipop insizyonu, sadece meme başı çevresinden yapılan insizyon ve kısa ters T insizyon tanımlanmıştır.  

Artık modern meme küçültme ameliyatlarında sadece memenin hemen işlem sonrası görüntüsü değil zaman içindeki değişimi de göz önüne alınarak ameliyatlar yapılmaktadır. Unutulmamalıdır ki ameliyatlardan sonra ne kadar az iz kalacağı estetik ameliyatlar için çok önemli olsa da meme ameliyatlarında işlem sonrası nihai sonucun doğal, güzel olması ve bir o kadar da uzun süreli kalıcı olması gereklidir. Ayrıca meme küçültme ameliyatları yapılırken hastanın yaşı, genel sağlık durumu, gelecekte emzirecek olup olmaması gibi pek çok değişkenin sorgulanıp ameliyat planının bunlara göre yapılması gerekir. Sonuçta meme küçültme ameliyatları genel anlamda ölçülerin belirlendiği hazır giyim kıyafet gibi değil, size özel planlanıp biçilip kesilmiş usta bir terzi işi kıyafet gibi yapılmalıdır. 

Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı