Plastik Cerrah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Plastik Cerrah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2016 Cuma

Yanık Sonrası Ne Kadar İz Kalacak?


İnsanlık tarihi boyunca yanığa bağlı yaralanmalar hep olmuş ve maalesef hep de olacaktır. Yanık çoğu zaman önlenebilen kazalar sonucunda oluşan, kişilerin bedenlerinde ve ruhlarında iyileşmesi uzun zaman ve emek gerektiren yaralar açan bir travmadır. Zaman zaman hastanın hayatını tehdit edecek düzeyde yaygın ve derin yanıkları olan hastalar ile ilgilensem de genelde başvuran hastalarımın önemli bir kısmı evde sıcak su/çay dökülmesi sonucu oluşan yüzeyel yanıklı hastalardır.

Bu hastaların önemli bir kısmı evde büyüklerinin bir anlık dikkatsizliği sonucu yanan küçük çocuklardır. Anne babaların belki biraz da suçluluk duygusunun da etkisi ile en sık sordukları şey "Çok iz kalacak mı?" sorusudur.

Hasta yakınlarına anlatmaya çalıştığım gerçek: İlk anda oluşan yanık ne kadar derin ise o kadar belirgin iz kalacaktır. Ancak bu yanığın üzerine bir de -enfeksiyon eklenir ise- derideki hasar artacağı için kalacak olan iz de artar. Bu sebeple yanık pansumanı titizlik ve özen gerektiren bir konudur. Yanık pansumanlarının steril şartlarda ve olabildiğince yarayı en hızlı iyileştirecek önlemler alınarak yapılması gerekir.

Sıcak su dökülmesi sonucu olan yaralanmalarda -ilk yapılması gereken- yanan bölgenin olabildiğince hızlı soğutulması (örneğin -kıyafetlerin çıkartılması için bile zaman kaybetmeden- üzerinde derhal su dökülmesi), sonrasında ise eş-dost-tanıdıkların önerdiği tedaviler yerine yetkin bir Plastik Cerrahın takip ve önerilerine uyulmasıdır. Olmuşla ölmüşe çare yok. Ancak durumu daha da kötüleştirecek, yaranın enfekte olmasına neden olacak veya yaranın irritasyonunu arttırarak iyileşmesini geciktirecek işlemlerin yapılmaması erken dönemde dikkat edilmesi gereken en önemli adımlardır. 

Sağlıklı günler dileklerimle.


Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı




20 Ocak 2016 Çarşamba

"Estetik Dikeceksiniz" değil mi?


Estetik dikiş diye bir konu olduğunu ben yurdum insanından öğrendim. Çünkü eğitim hayatımda bana böyle bir dikiş tekniği hiç bir hocam tarafından öğretilmedi. Tabii ki her şey hocalardan öğrenilecek diye bir kural yok. Hekim açıp okumalı, kendi kendisini geliştirebilmeli ancak böyle bir konu benim okuduğum kitaplarda da anlatılmıyordu.

Sonunda hastalarımın çok sorduğu, benim ise hiçbir fikrimin olmadığı konuya kafa yormaya başladım. Demek ki öğrenmem gereken bir husus vardı ve eğitimim eksik kalmıştı. Ama hasta veya hasta yakınlarına da ‘‘Kuzum sizin estetik dikişten kastınız nedir?’’ diye de sorulmuyor ki. Neyse bir kaç hastaya ‘‘Nasıl bir estetik dikiş bekliyorsunuz?’’ diye sorma cesaretini topladığımda ise konunun daha da karışık olduğunu gördüm. 


Çünkü yarasının lazer ile dikilmesini bekleyenden, hiç iz kalmadan iyileşeceğine inanan farklı beklentilerde insanlar vardı. Kimisi dikiş alınmasına gerek kalmayan dikiş malzemeleri ile atılan dikişlere estetik dikiş derken, diğer bir grup cilt boyunda, hiç ciltten çıkmadan atılan dikişe estetik dikiş diyorlardı. Hatta zaman içinde (emin olamasam bile) cebimizde sakladığımız sihirli bir değnek olup onu sadece estetik dikiş isteyenlerde kullandığımıza inanan hastaların bile olduğuna kanaat getirmeye başladım.
İşin latife kısmı bir tarafa toplumda insanların hatalı yönlendirilmesine bağlı tüm bu bahsettiğim yanlış inanışlar mevcut. Sezeryan sonrası kesinin kendiliğinden eriyeceği söylenilen dikiş ile dikilerek hastalara ‘‘Sizi estetik diktik. Hatta dikiş aldırmanıza bile gerek yok.’’ diyen bir çok Kadın Doğum Uzmanı hekim ya da ‘‘Beninizi lazer ile alacağız, iz kalmayacak’’ diye hastayı işleme ikna eden hekimler var. İnsanlar hekimlerin yanlış yönlendirmesine veya izledikleri filmlerin etkisi ile Plastik Cerrahların estetik dikiş atarak iz bırakmadan hastalarını ameliyat edebileceklerine inanıyorlar.

Gerçekte olan ise bilinenden biraz daha farklı; Yara izlerinin ne kadar kalacağını pek çok faktör belirler. Ne kadar iz oluşacağını belirleyen en önemli faktör yaradaki gerginliktir. 
Ayrıca kendiliğinden eriyen dikiş yoktur, vücut tarafından absorbe olan dikiş vardır. Ancak bu dikişler ciltte kullanıldığında absorbe olurken (erirken) neden oldukları reaksiyon ciltte daha çok iz oluşturur.  

Aslında doğru bir cerrahi teknik uygulanır ise neticede oluşan iz hakikaten daha az olur. Ancak burada bahsedilen DOĞRU teknik sadece cildin kapatıldığı dikiş aşaması değildir. İyi bir cerrah daha ameliyata başlamadan yapacağı kesinin yerini ve şeklini belirler. Yaptığı işlem boyunda her aşamadan özenli bir teknik kullanır. Dokuya hürmet gösterir ve olabildiğince dokuları ezmeden, yaralamadan cerrahisini yapar. Kapama aşamasında ise ciltten önce anatomik tüm yapıları özenle onarır. Cilde ulaştığında ise yaranın yerine, derinliğine ve cinsine göre seçebileceği en uygun türdeki dikişi uygun kalınlıkta tercih eder. Keza cildi kapatmak için tercih edilebilecek farklı dikiş tekniklerinden hangisini kullanılacağına da yine yaranın cinsi ve yeri göz önüne alınarak karar verilir. Ameliyat tamamlandıktan sonra da yaraya uygulanacak pansumandan dikişlerin ne zaman alınacağına kadar pek çok ayrıntı neticedeki izin nasıl olacağını etkiler.

Kısaca estetik dikiş diye bir kavram yoktur, ESTETİK CERRAHİ TEKNİK vardır. Cerrahi yapılırken her adımda dikkat edilmesi gereken bir nüans belki sonucu sadece yüzde bir etkileyecektir. Ancak cerrahi işlemin onlarca hatta yüzlerce küçük adımın bir biri ardına özenle gerçekleştirilmesi sonucunda oluşan bir bütün olduğunu düşünürseniz mükemmel estetik sonuç bu her bir nüansın bileşenidir.


Mükemmel estetik sonuçlar iyi bir ameliyat incesi planlamanın mükemmel bir cerrahi teknik ile yapılan ameliyat ile birleşmesini takiben hastaya özenli bir bakım sağlanması ile mümkün olabilmektedir. Cerrahide başarı ile başarısızlık ince çizgiler ile ayrılmıştır. Detaylar önemlidir ve mükemmeliyet zaman içerisinde tecrübe ile kazanılabilir.

Sağlıklı günler dilerim.


Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

www.ibrahimcanter.com
youtube.com/ibrahimcanter
bilgi@ibrahimcanter.com
Google.com/+ibrahimcanter







14 Ocak 2016 Perşembe

Plastik Cerrah Dikerse "İz Kalmaz" Değil Mi?



Meslek hayatımda bana en çok sorulan sorudur bu...
-Kanser hastasını ameliyata alırsınız, hasta ‘‘Hayatım kurtulacak mı?’’ demez, ‘‘İz kalacak mı? ’’ der. 
-Düşüp kaşını yarmış çocuğunu acile getiren baba ‘‘Plastik Cerrah yok mu? Kız çocuğu bak iz kalırsa karışmam.’’ diye ortalığı bir birine katar. 
-Estetik ameliyat yaptığınız hasta iyileşmeye başlar başlamaz ağrı azalınca ilk sorduğu şey (sanki ameliyattan önce anlatmamışsınız gibi) izlerin ne zaman geçeceğidir.

Toplumda bu algının nasıl oluştuğunu anlamak için ilk ben ne zaman "Plastik Cerrah" ve "Plastik Cerrahi" kavramları ile karşılaştığımı düşündüm. Yıllar önce daha ortaokul öğrencisi iken seyrettiğim bir televizyon dizisi vardı. Zengin bir çift küçük bir bot ile timsahların olduğu Amerika’nın nehirlerinde gezerken kocası eşini tekneden itip suya düşürüyor ve kadıncağız timsahların saldırısı sonucu ölüyordu. Daha doğrusu kadının öldüğüne kanaat getiren eşi orayı terk ediyordu. Ancak kadın tüm yüzü ve vücudu parçalanmış olarak sudan çıktıktan sonra yerli kabilelerden yardım alarak hayatta kalıyor ancak yüzü tanınamayacak hale geliyordu. Asıl hikaye de bu noktadan sonra başlıyordu. Kadın gittiği bir plastik cerrahi kliniğinde tedavi görüp inanılmaz güzel, hatta eskisinden bile genç bir kadın halini alıp dizinin kalan bölümlerinde eşinden öç alıyordu.

Nasıl ki toplum genelinde basketbol sporu ‘‘Beyaz Gölge’’ dizisi ile sevilip yerleşti ise sanırım Türk toplumu da benim gibi Plastik Cerrahi kavramı ile ilk bu bahsettiğim dizi ile tanıştı, kafalarda hep o güzel, daha da gençleşmiş ve görülen hiçbir izi kalmamış sanatçının imajı kaldı. Belki insanlar için oluşan izlerin azaltılabilse bile tamamen yok edilemeyeceği düşüncesini kabullenmek yerine, plastik cerrahların izleri yok edebiliyorolmasına inanmak, doğru olmasa bile, daha kolay. Belki bazı meslektaşlarımız da muktedir olduğumuzdan fazlasını hastalarına vaat ederek bu düşünceyi besliyorlar.

Peki Plastik Cerrahları diğer branşlardan farklı kılan nedir? Neden Plastik Cerrahlar diğer branşların çalışmak istemedikleri yüz bölgesinde rahatlıkla fasiyal cerrahi yapabilirler? 
Bizlerin ellerindeki yada cebimizdeki sihir nedir? Bunları da gelecek haftaki yazımda paylaşacağım.

Sağlıklı günler dilerim.
Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER
Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
www.ibrahimcanter.com
youtube.com/ibrahimcanter
bilgi@ibrahimcanter.com
Google.com/+ibrahimcanter