prenatal tanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
prenatal tanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2016 Pazar

Yarık Damak Yarık Dudak Bebeklere Doğmadan Önce Anne Karnında Tanı Konulması Mümkün Müdür?


Anne karnında tarama amacı ile yapılan ultrasonografilerde bebeklerin dudak yarıkları görülebilir. Daha detaylı bir inceleme ile damak yarıklarının olup olmadığı da ultrasonografilerde görülebilir. Şüphede kalınan vakalarda anne karnındaki bebeğe magnetik rezonans yapılması da bugün teknik olarak mümkündür.

Bebek doğmadan tanı koymanın amacı bebekteki sorunun anne karnında düzeltilmesi yada gebeliğin sonlandırılması değildir.
Yapılan bilimsel çalışmalar bebek doğmadan anne karnında yapılacak bir girişimin bebeğin hayatını riske edeceği için yapılmasının uygun olmadığı yönündedir.
Diğer taraftan doğduktan sonra doğru zaman(lar)da ve doğru ellerde yapılacak tedaviler ile bu bebeklerin tamamen normal bir yaşam sürecekleri bilinmektedir. Bu sebeple anne karnında yarık damak ve/veya yarık dudak sorunu olan bebeklerin alınmasını tıbben hekimler önermemektedir.
O zaman doğmadan önce anne karnında tanı koymanın ne faydası vardır? Bu bilgi yarık damak ve/veya yarık dudaklı bir çocuğa sahip olacak çiftin doğacak bebeklerine hazırlanmasına ve onu karşıladıklarında hayal kırıklığı yerine her anne babanın yaşadığı mutluluğu yaşamalarına yardım edip,  hayatlarının belki de en mutlu anı olacak bu olayın hayal kırıklığına dönüşmesini engeller. 
Sağlıklı günler dilerim.
  
Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
Google.com/+ibrahimcanter

26 Mayıs 2016 Perşembe

Yarık Damak Yarık Dudak Aileden Çocuğa Geçer Mi?


Yarık damak - yarık dudağı olan pek çok aile bu sorunun nedenini, daha sonra olacak çocuklarında bu sorunun tekrarlama riskinin ne olduğunu sorar.

Yarık damak-yarık dudak hastalarının %10'u genetik sebeplerle ortaya çıkıyorsa %90'ı çevresel faktörler ile oluşmaktadır. Özellikle annenin gebeliğin ilk aylarında maruz kaldığı röntgen ışınları, ateşli hastalıklar, vitamin eksiklikleri ve sigara/alkol alışkanlığı gibi etkenlerin hastalığın oluşumunda etkili olduğu gösterilmiştir.
Ancak doğacak bebeğin anne-babasında veya diğer kardeşlerinde yarık damak-yarık dudak  olması bebekteki riskin normal popülasyona göre daha yüksek olduğunu anlamına gelir.
Normal popülasyonda yarık damak-yarık dudak 1000 canlı doğumda bir gözlenir. Anne-babasında veya bir kardeşte yarık damak yarık dudak varsa risk 4 kat, iki akrabasında varsa risk 10 kat artar.
Unutulmaması gereken çok önemli nokta: yarık damak yarık dudak uygun takip ve tedavi ile tamamen tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Bu sebeple anne karnında yapılan (prenatal) USG ile yarık damak yarık dudak tanısı konulmuş olsa bile tıbbi tahliye (kürtaj) yapılması gerekli değildir.
Sağlıklı günler dilerim.



Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı
Google.com/+ibrahimcanter

16 Şubat 2016 Salı

Doğmadan Başlayan Yolculuk: Anne Karnında Yarık Dudaklı Olmak


Hastanedeki odamda okuduğum bir makaleye konsantre olmuşken telefonum çaldı. Karşıdan her zamanki nazik tavrı ile Kadın Doğum Uzmanı meslektaşımın sesini aldım. "İbrahim'ciğim karşımda genç bir anne-baba adayı çift var. Gebelik için yaptığım ultrasonografik incelemede bebeğin dudağında sorun olduğunu gördüm. Bunun tedavi edilebilecek bir durum olduğunu anlatmaya çalıştım ancak moralleri çok bozuk. Sana yönlendirebilir miyim?" diye sordu. Tereddütsüz "Sevinirim, bekliyorum." dedim, karşılıklı iyi niyet dileklerimizi ileterek kapattık. 

Odamdan danışmanlarımdan birilerinin benimle ilgili bilgi almaya çalıştıklarını duydum. Kapıya çıktığımda sanki tüm dünyaları yıkılmış gibi duran bir çift gördüm. Kendimi tanıtıp, "İçeri geliniz lütfen. Hastam yok." dediğimde tereddüt etseler de geldiler. Duyacakları süreç konusundaki endişeleri her hallerinden belli oluyordu. O yaşlarda kendi halimi düşündüm bir an. Ultrasonografi ile annesinin karnındaki evladımın yüzünü görmekten ne çok mutluluk duyardım. Bu insanlar ise bu mutluluktan mahrum kalmışlardı. 

Söze bir tarafın başlaması gerekiyordu ancak çiftin konuşmaya başlayacak cesareti yoktu. Gülümseyerek tokalaşmak için elimi uzatarak "Günaydın, hayırlı olsun. Kız mı erkek mi?" dediğimde aradaki buzlar eriyiverdi. Oturdular. Bebekleri hakkında konuşmaya başladılar. Dudağının yarık olduğunu öğrendiklerinde dünyalarının nasıl yıkıldığından bahsederken sözlerini kesip "Anlamadım. Ne olmuş ki dudağı yarıksa?" dediğimde bana;
"Biz bu adama bir saattir ne anlatıyoruz, adam bize ne olmuş ki diye soruyor. Yanlış yere mi geldik?" dercesine baktılar.

Zorla sağladığım konuşma ortamını kaybetmeden sözlerime devam edip "Bakın bebeğinizin bir sorunu olduğunu öğrendiniz. Bir ameliyat olacağını da tahmin ediyorsunuzdur. Ancak bu bebeğinizin ömür boyu eksikliği olacağı anlamına gelmiyor. Sakat bir bebeğiniz olmayacak. Onun tamamen normal bir hayatı olacak." derken yüz ifadelerini takip ediyordum. Sanki bulutların arasından gelen güneş ışıkları yeniden yüzlerini ısıtıp aydınlatmaya başlamıştı. "Sizin ilk kez yarık dudaklı bir bebeğiniz oluyor, benim onlarca oldu. Bu yolu beraber yürüyeceğiz. Ben ve yarık damak-dudak tedavi grubundaki tüm meslektaşlarım hep yanınızda olacağız. Uzun bir yol olacak ama hiç yalnız olmayacaksınız" dedim. Sanki odaya giren çift değillerdi artık. "Ancak benim de şartlarım var. Ameliyattan sonra bebeğinizi alıp ortadan kaybolmayacağımıza, o büyüyüp genç bir insan oluncaya kadar izlemimizde kalacağına söz vereceksiniz." dedim. Sonrasında hızlıca doğduğunda nasıl görüşeceğini, onu nasıl besleyeceklerini, ameliyata kimin nasıl hazırlayacağını, ameliyat zamanını, şeklini, iyileşme sürecini anlattım. Hatta ilerleyen yıllardaki kontrol ve izlem sürecine bile değindim.

İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkar, endişe duyar. Duyduklarından sonra bu genç çiftin endişesi kaybolmuştu. Artık neyi nasıl yapacaklarını biliyorlardı. Ayrılırken onlara "Belki hayatınızın en güzel anları. Tadını çıkartın. Bebeğinize hazırlanın." dediğimde hayata tekrar kaldıkları yerden döndüler.

Sonrasını zaten biliyorsunuz. Önceki yazılarda yaşananları sizlerle hem ben: (Bir Çocuğun Hayatına Dokunmak), hem anne babalar: (Pek Değerli, Ağabey Tadında Doktorumuz) anlattı. 
Bizlerin yürümesi gereken bir sürü uzun yolumuz var. Ben bu yolculuklarda doğan bebeklerin büyümesine tanıklık ederek yolculukların tadını çıkartıyorum. 
Bu bebeklerin gülümsemesi bizim  ve ailelerinin yolumuzu aydınlatıyor.

Sağlıkla kalın.

Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı

14 Şubat 2016 Pazar

Pek Değerli, Ağabey Tadında Doktorumuz


İki hafta kadar önce ziyaretime gelen, ameliyat ettiğim iki kardeşin bana hissettirdiklerini ''Bir Çocuğun HayatınaDokunmak'' isimli blok yazımla sizlerle paylaşmıştım. Bugün ise bu yazıya gelen yorumu noktası veya virgülüne dokunmadan sizlere iletmek istedim. Ne mutlu bana ki yaptığım iş ile insanların hayatlarında fark yaratabiliyorum. Ve ne mutlu bana ki insanlar mutluluklarını tekrar bana yansıtıyorlar. 

Pek değerli , ağabey tadında doktorumuz;
Sizinle tanışmamızdan dolayı yüce Allah'a şükrediyoruz. Çocuğumuzun henüz doğmadan önce bize yaptığı küçük ama hiç bilmediğimiz sürprizi bizlere en güzel şekilde izah ettiniz ve rahatlattınız. Sizinle eşim henüz gebe iken konuştuğumuz günden sonra ki uykularımız çok daha huzurlu olmuştu. Artık bebeğimizi endişe ile değil sabırsızlıkla beklemeye başlamıştık. Nihayet Yavuz Selim dünyaya geldiğinde bize anlattıklarınız ve gösterdiğiniz yol haritası dün gibi aklımızda idi. Şevkatli ve şifalı elleriniz tanışacağı günü heyecanla bekledik ve sonunda henüz iki gün önce yavrumuzu kısa süreliğine size emanet ettik. Bize geri verdiğinizde ise hayatımızın en mutlu anlarından birini yaşattınız. Ona ise hayatı boyunca unutamayacağı küçük ama çok değerli bir hediye.

Sayenizde geçirdiğimiz huzurlu uykular için , operasyon öncesi , esnası ve sonrasında gösterdiğiniz hekimlikten öte ağabeylik için , bebeğimize kazandırdığınız yeni gülümseme için defalarca teşekkür ederiz.. Ne mutlu ki sizi en azından yılda bir defa göreceğiz ve Yavuz Selim'in kendinden büyük ama aslında kendince bir arkadaşı olacak..

Adınıza ve ekibinize tekrar tekrar teşekkür ederiz.. Tüm güzellikler sizlerle olsun.

sevgilerimizle
İbrahim & Özlem

http://ibrahimcanter.blogspot.com/2016/02/bir-cocugun-hayatna-dokunmak.html?showComment=1455294667344#c3973334472890228409

İbrahim ve Özlem Erol çiftine nazik mektupları için teşekkür ederim. Yavrularıyla uzun, mutlu bir hayat geçirmelerini dilerim.

Hepinize sağlıklı günler dileklerimle. 


Prof. Dr. Halil İbrahim CANTER

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı